«------• FiLoZo...'s profileiste karsınızda bennn !!...PhotosBlogListsMore Tools Help

«------• FiLoZoF •------»

Occupation
Location
Akıllı beni bulmaz,deli peşimi bırakmaz...

ne yapayım orjinalim böyle benim. Numune üretimim ben.
------------------------
kırmızı bir gül veriyorum sizlere
aşk şarkılarından
çiçek bahçelerinden
yıldızların göz kırpışından
umut çiçeği uzatıyorum bir demet
sizin sevginizden
gönlünüzden
kalbinizden;
sadece bir tek gül
gençliğin sesinden
sevginin busesinden
işte öylesinden.....
(alıntı-hakNca®)
http://infinityhakn.spaces.live.com/
------------------------
kırılgan bir çocuğum ben yüreğim cam kırığı
bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı
saldırgan diyorlar bana, oysa kırılganım ben
gözyaşlarım mücevher, saklıyorum herkesten
ürküyorlar gözümdeki ateşten,ürküyorlar dilimdeki zehirden
ürküyorlar o durdurak bilmeyen,gözükara cesaretimden
diyorlar bir yanı sarp uçurum,
bir yanı çılgın dağ doruğu
oysa böyle yapmasam ben
nasıl korurum içimdeki çocuğu?
bir yanım çılgın nar ağacı
bir yanım buz sarayı....

Google Search Gadget

Loading...

Google Search Gadget

Loading...

Windows Media Player

Universal Video

Loading...

Google Search Gadget

Loading...

Google Search Gadget

Loading...
by 
by 
by 
by 
by 

Ziyaretçilerim

Custom HTML

No content has been added yet.

iste karsınızda bennn !!!!

HOSGELDINIZ...
April 29

buyursunlar efendim

 
  
 
 
Image Hosted by ImageShack.us
 
 
 
Kendime Öğüt

Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal...

Aziz Nesin

  

  Image Hosted by ImageShack.us

 

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı Tarancı

   

 

Image hosted by Photobucket.com  mevlana'dan Image hosted by Photobucket.com

Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol.


April 18

siyah

HOŞÇAKAL


siyah beyaz tuşlarında piyanomun
seni çalıyorum şimdi
çaldıkça çoğalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum

seni doğuruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her şey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum

sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamaştırıyor ışığın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doğuyorum

duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir şimşek çakıyor
tam kalbime düşüyor yıldırımı
ben gidiyorum
Özdemir Asaf

 
 Image Hosted by ImageShack.us

 

AŞK OLSA GEREK

Öyle tutkuluydun ki hayata başlarken...
Şimdiyse küçücük bir çiçek teselli ediyor seni...
Aradaki o büyük boşluğun adı,
aşk olsa gerek...
 

 

Image Hosted by ImageShack.us 

 

  
          tozlu bir şemsiye durur 
          çatı katındaki odanın 
          kuytu bir köşesinde 
          kumaşındaki eski yağmurların  
          hüzünlü kokusuyla 
          
          anımsar mısın bilmem 
          yağmurun bardaktan 
          boşanırcasına yağdığı o günü 
          hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza  
          dudaklarımla hesaplamıştım 
          yüz ölçümünü 
          
          nicedir sokağa çıkarmıyorum
          şemsiyeyi 
          korkuyorum çünkü 
          kapısı açık kafesinden 
          uçan bir kanarya gibi 
          beni ikinci kez terk etmenden 
           
          yanıt alamayacağımı bilsem bile  
          yanına gidip  
          sorarım hergün şemsiyeye 
          altında elele 
          nasıl görünürdük diye
    Sunay Akın

         

  Image Hosted by ImageShack.us

         

  BEN BENDE DEĞİL

Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim. 

 

 

                  

Image Hosted by ImageShack.us 

 Bİ DAMLACIK



Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belki de anmak için
bi damlacık bir sessizliği 

          

Image Hosted by ImageShack.us 
Yağmur
İclal Aydın Hayat Güzeldir(15. baskı)

Yağmur yağıyor... Mutfak camındayım... Nasıl üşüdüğümü bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama... Şimdi telefon açsam sana , sesini duymakta yetmiyor ki. Hep aynı cümleler. Babamlar nasıl? İlacını aldın mı? Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde. Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen dalıp giderdin mutfakta yemek yaparken tahta kaşıkla tencerenin başında öylece. Ne düşünürdün acaba?

Özlemek çok fena anne, anlamak seni daha da...Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları. Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.Gittikçe sanamı benziyorum ben? Ya da "annenin kaderi kıza" dedikleri doğru mu? "Baban eskitir herşeyi kızım." demiştin bir kez. Anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim. Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.şimdi duysan bunları, ne üzülürsün mutsuz mu kızım diye, çoktan vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne, yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum. Evimi topluyor, toz alıyor,patlıcan kızartıyor, televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum. Açtığımı gören olmuyor. Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor. Çay demleniyor demleniyor, demleniyor.Kederim mutfağın her yerine yerleşiyor. Nasıl eskiyor herşey anne, nasıl eskiyor. Eskilerimi atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum
TEXT HERE
 
 

 

KENDİ KENDİNE

Kişinin kendine ettiğini
Edemez kişiye hiçbir fani
Bu kahpe hırsı.ne kıskanç kini,ne şarap
Nede haşhaş edemez..
Kişinin kendine ettiğini Tayfun, boran
Dağ , taş edemez.

Kişinin kendine ettiğini
Edemez Kişiye hiçbir fani
tutmassa gerçek dost elini
kendi kendiyle baş edemez.
Kişinin kendine ettiğini
Sarhoş edemez,ayaş edemez
Mezar soyan nebbaş edemez..

 

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

as requested by kitty lovers

Belki Birgün Duyarsin Diye

Bu nasıl sevgi böyle?
Bu nasıl tutku?
Bu nasıl özlem?
Ne zaman gözlerini görsem
Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum

Mutluyum varsın diye
Al uzattım ellerimi
Seni sarsın diye
Ceylanım! Belki bir gün duyarsın diye
Çıkmışım bir dağ başına sana türkü söylüyorum

Ne güzel ellerin var incecik
Ne güzel saçların var sapsarı
Anlasana o yalansız gözleri
O kirpikleri, o dudakları
Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum

Al desem, sana ömrümü versem
Korkarsın, alamazsın ki
Dur desem, kaçarsın yine ceylanım
Gül desem, ağlarsın
Gel desem, gelmeyeceksin, biliyorum

Bu engeller bana göre değil oysa
Ben bu dağları aşarım
Geçerim bu denizleri, korkma
İşte düştüm yollara
Dur, bekle beni, geliyorum

Sevmek inancım, tutkum benim en eski
Dağıtsam dünyalara yeterdi bu sevgi
Düşünsene, anlasana ceylanım
Sen yoksan ne farkeder ki
Ha öyle ölmüşüm, ha böyle ölüyorum


Ümit Yaşar Oğuzcan

 
 
 
Duyuru

Sefil bir nazara geldim nargile içinde duman
Baharsız sevişme edasındayım kimsesiz
İzah edemiyor durumumu hiçbir argüman
Ya bitir bu gelişmeyi kökünden
Ya da kısa dalga birşeyler çalınsın
Yine eskisi gibi radyolarda
Hani megahertz filan bazı sırlar veriyordu
Metalik sesleri ve bordroları olan saygın adamlar.

Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara
Kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi
Ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yasak
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak
Kimse ölmesin diye kimsenin aklında
Her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi, ayı hatta hiçbir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiçbir sevdaya
Ne deniyorsa ona atacak kalp
Ve süresi yirmidört saate çıkarılacak
Meskûn mahalde ağlamanın...

"Ne verdin de ne istiyorsun" yazacak ilkokul fişlerinde
Ve her gün
Her sevişmede
Veresiye değil
Peşin satan kazanacak.
Yılmaz erdoğan

 
 Image Hosted by ImageShack.us
 
 
 
Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil! Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.
Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor.
Peki bu neden böyle oluyor?
Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor.
Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.
Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının... Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı.
Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı... Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bugünün insanı.
Bugünün insanı aşkta da köşe dönmeci.
Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor.
Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor.
Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor.
Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor.
İlişkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu.
Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor.
Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor!!!!!!

Can Dündar
 

  Image Hosted by ImageShack.us



Sevgisiz bir bağlılık...
Bu, insanı yaşaya yaşaya öldüren bir yaşamda sürükler.
Sevgiyle bağlılık...
Bu insanı öldüre öldüre yaşatan bir yaşamda sürdürür 

özdemir asaf


yesil

Image Hosted by ImageShack.us

 

                                                 BÖYLEYMİŞ

                                       Yanarmış yürek böyle
                                       Islak bir yeşil sebebiyle
                                       Kaçarmış insan kendinden
                                       Nereye gittiğini bilmeden
                                       Ağlarmış gizlice
                                       Kurumuş toprağı ıslata ıslata
                                       Severmiş de sevilmezmiş
                                       Yalan da olsa gülermiş
                                       Sebebini bilmeden

                                                                                                                     SUSUŞTU YÜZÜN

                                                                                             bir ufukta bitiyor yüzün
                                                                                             ve başka bir gökyüzü başlıyor
                                                                                             komşu ellerle sarmalanıyorsun
                                                                                             yanıyorsun...

                                                                                             ne kadar övülsen az
                                                                                             avazım çıktığı kadar susuyorum
                                                                                             ismindeki sesli harfleri

                                                                                             mayınlı bir gülümsemeyle
                                                                                             senin karasularında olmak
                                                                                             üstünde ilkbahar bir entari;
                                                                                             sanki
                                                                                             yeniden
                                                                                             eski bir öyküye başlamak...

                                                                                             yüzündeki o billur akşam kahvaltısı
                                                                                             sürgülerken özümü,
                                                                                             ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?...


 

Image Hosted by ImageShack.us

BEN AŞKI ÖLÜMSÜZ BİLENLERDENİM


İstemem sevgili yüzüme gülme
Eğer ki sonunda ağlatacaksan
İstemem sevgilim ümitler verme
Sonunda dünyamı karartacaksan

Ben aşkı ölümsüz bilenlerdenim
Bir ömür boyunca sevenlerdenim
Ellerin ellerime değmesin derim
Eğer ki sonunda bırakacaksan

Gönüle vurulmaz asla bir kilit
Seveni öldürür kırılan bir ümit
Sevgilim yanıma yaklaşmadan git
Eğer ki sonunda ayrılacaksan

Image Hosted by ImageShack.us

  sitem

Benden anlamadın şiirden anla
Senin gülüşünle yaşadığımı
Akşamı ettiğim senden kalanla
Sabaha seninle başladığımı
Benden anlamadın şiirden anla
Nurullah Genç

Image Hosted by ImageShack.us

DELİ YABANCI


ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Image Hosted by ImageShack.us   

AŞK BİTTİ


aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da

Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım

Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle
Ahmet Telli

 

April 07

sevgi

 Image Hosted by ImageShack.us  
 
 
 
Ayrı Ayrı

Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine
suçlu suçlu yürürdük
gülmeyi konduramadan dudaklarımıza
acılarla delik deşik
bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi
yağmur ıslatırken kaçak evi
kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı.

Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk
sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız
sen ve ben
pekala kandırabilirdik kendimizi
mutluluk oynayarak ayrı ayrı
yas
içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu
ve bitmemiş olurdu takas.

A. Kadir Bilgin  

 

Image Hosted by ImageShack.us
 
  
 
GÖZLERİN KANIMA GİRDİ GİRECEK

Öyle düşman gibi bakma yüzüme
Gözlerin kanıma girdi girecek
Sitemler yağdırıp gelme üstüme
Sözlerin kanıma girdi girecek

Adımın önünde adın yazılı
Resmimin yanında resmin basılı
Sabrım sabıkalı sevdam azılı
Hasretin kanıma girdi girecek

Hangi mahkum çekmiş böyle işkence
Asmalı mı dersin bu kalbi sence
Ne gündüzüm gündüz ne gecem gece
Sensizlik kanıma girdi girecek

Aldığım her nefes sana yazılı
Korkarım ki sensiz ömrüm sayılı
Yüreğim tutuklu gönlüm cezalı
Hasretin kanıma girdi girecek.
Ahmet Selçuk İlkan

  

Image Hosted by ImageShack.us 

 

 

      SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Simdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı yandım olmadı taptım olmadı
Artık benden aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git..ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?
Ahmet Selçuk İlkan

   

 
Image Hosted by ImageShack.us
Bir gün bir kral ama halkı tarafından sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar. Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir.

Resimlerden birisinde sakin bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim bakanları mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşündürecek kadar güzeldir.

Diğer resimde de dağlar vardır. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek resmi daha da sıkıntılı hale sokmaktadır. Dağın eteklerindeki bir şelale ise insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiştir. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek türden değildir.

Fakat kral resme dikkatli bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görür. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktadır. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva, harika bir huzur ve sükun örneği sunmaktadır izleyenlere....

Ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim... Kralın açıklaması çok da
uzun değildir:

Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının yada zorluğun bulunmadığı yer demek
değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir.
Kaynak bilinmiyor.
Text Here
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                                AYNA OYUNU

                       Mahalledeki en güzel kızın
                          duvara aynasından
                             yansıttığı ışığı
                           nedendir bilmem
                         hep ben yakalardım
                            onca çocuğun
                            elleri arasından.
 
 

 

 

 

 

 

 

 

                                           

                                                                               Image Hosted by ImageShack.us

  SEVİYORSANIZ EĞER


Seviyorsanız eğer;
Geç kalmayın sakın aşkınızı
söylemeye
telgraf çekin, telefon edin,
mektup yazın...
Uçaklara, trenlere
tüm taşıtlara binin...
Koşun, arayın, bulun,
haber gönderin, birine anlatın...
Duvarlara yazın, ağaçlara kazıyın...
Yani deneyin bütün olanakları,
hiç olmazsa; iki yaprak
samanlı kağıda yazın...
Ama sakın geç kalmayın!

AŞKINIZI SÖYLEMEYE...
Özdemir İnce


Image Hosted by ImageShack.us


yeşil

Image Hosted by ImageShack.us

Gitmek

Can Yücel


BUGÜNLERDE herkes gitmek istiyor.

Küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye,dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok. Kiminle

konuşsam aynı sey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün

demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
Böyle gidiyor işte. Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"Otur" diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira.
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,

güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdigi rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bikkinliği yeniyor.
Kalıyoruz.
Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal, ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.

Değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.

Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardir;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım. İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif...
Denk olsa. Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün.
Sabah 09.00, aksam 18.00.
Sonra baska mecburiyetler.
Sıkışıp kaldık.
Sirf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma.
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar áşık olmam ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun... İstemek de güzel.

Text Here
 
 
 
 
 
 
KÜÇÜK EV

Hangi eve
Başımızı soktuysak..
Yer yerinden oynadı
Aşkımızdan.

Büyük aşklar
Eve sığmaz diye
Bir şair sözü vardır da,
Ondan.

Özdemir Asaf


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını
acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile
içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...,

 

 

 

                                                              Image Hosted by ImageShack.us


                                          
             

Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece
O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış
Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti
O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış.
Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın
İşte o, insanın bir yerde, aşka boyun eğmesi
Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek
O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi.
Yanmak mı o eski çağlarda yanmak
Kül olup savrulmak rüzgara karşı
İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin
O çok sevmek, kanımızın o ilk akışı.
İşte pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler
Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan
O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu
O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman

Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.

Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın
O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın...

Ümit Yaşar oğuzcan

		
		
                 
  

Image Hosted by ImageShack.us

 Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine

gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde
hüzünlerle yalpalayan ne varsa
gözlerimin önünde

ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
birşeyler anlatmak istiyor hayat
ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
gün batıyor
gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım

unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun "niçin"di unutuyorum

gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur ne ayaz
ne de kerpiç kokusu havada
unutuyorum/sabaha/kadar/ gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
Yılmaz odabaşı

 
 
 
 

Image Hosted by ImageShack.us

   

 

   

    Sebebim Derler Ya...

ölümüm senden olur
bilinsin
ne uçsuz bir kan akışı
ne buğusu kadehte rakının,
ela ve sonsuz bir teneşir uykusu
gözlerinin ağlamaklı bebeğine...

acemi zamanlar silinsin
ölümüm senden olur
bilinsin
sen istesen aslında
bütün kafiyeleri eskitirsin

aklında kalmayacak aklım
başka kollar başka sarılmalar
ve her defasında alsancak
platonik rutubet kokacak
aklına bir fikir gelecek
bir çift iri memenin kuşkusuna
fidye vereceksin

bütün iklimlerin feri silinsin
ölümüm senden olur
bilinsin

gözlerin bir içim çaydı bizansta,
gözlerin,
ela teneşir uykularıma kapanan kırık pencere...
                                                                    Yılmaz Erdoğan
 
 
 
 

Image Hosted by ImageShack.us


Kırılgan

Kırılgan bir çocuğum ben,Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce,Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana,
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten,Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen,gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.

Murathan Mungan

 

  Image Hosted by ImageShack.us

    AŞK BİTTİ

                           F.E.S. ve öbürleri için 
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da 
      Uzun bir hastalık gibi 
      Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi 
      Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı 
      Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi 
Bitti. 
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da 
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi 
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır 
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım 
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim 
Belki bir yağmur yağar akşama doğru 
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım 
Aşk da bitti diyordu ya bir şair 
Aşk bitti işte tam da öyle 

 

 

t

 

BAHAR GELME ÜSTÜME!
Bahar, yalvarırım çek git işine!..
Salma üstüme çiçeklerini,
...aklımı çelme!..
Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek
uyanıyor bahçemde;sonra güneşle oynaşıp
tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları
salkım saçak çiçek...
Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu,
toprakta türlü çeşit börtü böcek...
Yapma bunu bana bahar,
Böyle üstüme gelme...!
* * *
Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı...
Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
Kalbimin buzları erimiş.
Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla
geziyorum nicedir...
Bir de sen çıldırtma beni...
Krizdeyim ben... tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına,
kokularına hakim ol.
Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa
çağırmasınlar beni...
Bulutların üşüşmesin başıma...
Girme kanıma benim...
...yoldan çıkarma...!
* * *
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
afrodizyakların en etkilisi,
Sevdanın suç ortağısın.
Kıyma bana...!
Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka;
gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin.
Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını,
beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
Ne o delişmen sabahları kalacak, ne günaha çağıran
çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları...
Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin
kokmaktan...
Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak;
damar damar çatlayacak ruhumuz...
Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden,
yüreğim viraneye...
Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.
* * *
İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
İŞ açma başıma...
Git işine!
Yoldan çıkarma beni


Can DÜNDAR

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

  Olmayacaksa

O gider buralardan, sen döndüğün bir günde...
Aranırken onu sen başkaları yüzünde.
Işık olur tararsın karanlıkları bir-bir...
O güneş gibi parlar, sen söndüğün bir günde.

Yaşamın aramakla olgunlaşıp yitmiştir;
Kocaman bir ağacın tek bir yemişi gibi...
Karamsar bir öyküdür, bir sence değerlidir;
Yalnız masal ulu'su bir dağ erimiş gibi
.

Özdemir Asaf

  Image Hosted by ImageShack.us

 

Ayrılık Şiiri

Her satırı
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
Bir mektup bırakarak
Balıkçı koynundan
Sisler içinde uzaklaşan kayık gibi
Bir sabah usulca ayrıldın
Koynumdan

Bütün yolcularını
Boğaz köprüsünün çaldığı
Araba vapurunun
Boş seferleri
Gibi yalnızca rüzgâr
Gezinir sensiz
Yüreğimde

Durgun bir sudur aslında deniz
Ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
Kuytu bir iskelenin
Tahtaları altına kazıdığım
Ayrılık şiirini okudukça
Dalgalanır...

sunay akın

 

  Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 Image Hosted by ImageShack.us

ÖMRÜM ÖMRÜM

mum yanar
mum ışıldar
kendileri yoktur gölgeleri oluşur
ferinden korkulsa da rahmetin
yenilmez toprağa can katmanın kudreti
bir ömre kaç hayat sığar
görülecektir....
mum aydınlar
mum sınar
ayrılık acısı kadar seversin
ve sevmenin coşkusu kadar koyar insana
aşk sözlüğünden ayrılmak

mum yaralanır
mum sürer
kem göz sahibini sürükler
son çağındır artık
fitil kokar
gövdende birikir
senden eriyen parçalar

mum biter
mum söner dibine hayatın
işte yaşadım dediğin
bir mum ömrüdür

eren
ve
eriten kendini....

 text here

 

MART DİYE BAHAR GELDİ

Adını savurur rüzgar,
Saçlarının niyetine.
Aşka küserim sonra,ülserim azar,
Azar azar düşer şakaklarıma mart akları.

Bak ne güzel erken bahar açmış ağaçlar,
Bir soğuk vursun da görsünler günlerini!

Adını savurur rüzgar,
Deneyimli bahar niyetine.
Ülserim azar,
Azar azar düşer saçlarıma mart akları.

Ben her bahar pişman olurum.
Erken açar baharlarım,
Soğuk vurur goncalarıma,
Toprak olurum.

Martı görünce kaçacak yaz ararım.
Ve gözlerimi kapatırım erken martı sesi duyunca.
Sanki kızım dilime vurmuş sanırım,
                                                                                Giderken kapattığım kapının kilidi.

                                                                               Ben her bahar pişman olurum. 
                                                                    Güneşe kanar yapraklarım
                     
                                                         

  Image Hosted by ImageShack.us


 Güneş Özlemi

Çeksem kapıyı gitsem
Taşları arasında çimenler biten
Kaldırımlar boyunca gitsem
Açık pencerelerinden beyaz yorganlar görünen
Işıklı dut gölgelerinden
Fakir mahallelerinin akkavakları
Yalansız suyla güneşle büyüyen
Ordan öte katırtırnakları sarı sarı
Bir erguvanlar vardı
Pembe mi desem deli mi desem

Bu ümit olmasa içimde
Buralarda bir gün beklemem

Necati Cumalı

March 19

deniz

Image Hosted by ImageShack.us

Deniz Bitti

Öyle dalgalıydı ki saçların...
Bir damla yağmur düşse, hemen yolunu kaybeder
O dalga, bu dalga ha babam dolaşırdı
Sonra yorgun başını bir köşeye yasladığında
Aklından hiçbir şey geçirmekesizin
Masum uykulara dalardı...

Öyle hırçındı, öyle dalgalıydıki saçların
Bir anda alabora ederdi ellerimi
Koştukça koşardım, dalgaların yamaçlarına
Bir kez daha kaybolurdu damla
Şöyle bir karıştıracak olsam denizi
Fırtınalar kopardı baktığım yerden
O zaman batık gemiler çıkardı su üstüne
Ve yağmur yağardı hepsinin içinde

Öyle dalgalıydı, öyle bir dalgalanırdı ki saçların
Tuz ve kum kokusu birbirine karışırdı
Çölde mi yoksa denizde mi kaybolur bilemezdi damla
Ben de bilemezdim işte, yüreğime sığınırdım anca

 

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

 

Acılar Denizi

  
  
Ben acılar denizinde boğulmuum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını...

                                          Denizi özleyenler için
  
  
Gemiler geçer rüyalarımda, Allı pullu gemiler, damların üzerinden; Ben zavallı, Ben yıllardır denize hasret, "Bakar bakar ağlarım." Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı, Bir midye kabuğunun aralığından; Suların yeşili,göklerin mavisi, Lapinaların en harelisi... Hala tuzlu akar kanım İstiridyelerin kestiği yerden. Neydi o deli gibi gidişimiz, Bembeyaz köpüklerle, açıklara! Köpükler ki fena kalpli değil, Köpükler ki dudaklara benzer; Köpükler ki insanlarla Zinaları ayıp değil. Gemiler gecer rüyalarımda, Allı pullu gemiler,damların üzerinden; Ben zavallı, Ben yıllardır denize hasret
          Image Hosted by ImageShack.us                                     Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us 

Sessiz Gemi

  
  
Artok demir almak günü gelmişse zamandan Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
.
 Image Hosted by ImageShack.us

   

Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
Sevgi denizlerime akan büyük nehir
Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir

Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
Sen nefes alışı en bakir güzelliğin
Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
Bir güneş doğarcasına geceleyin

Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri

Sen varsan dallarda kuşlar memnun
Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka
Öylesine gerçek ki var olduğun
Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga

Tutsam ellerini içim ürperir hazdan
Başım döner gözlerin gözlerime değse
Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan
Yokluğun da odur senin ölmek neyse

Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kuş tüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz

 Ümit Yaşar Oğuzcan

  Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 

GEMİLERİM

Elifbamın yapraklarında
Gemilerim, yelkenli gemilerim.
Giderler yamyamların memleketlerine
Gemilerim, yan yata yata;
Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş;
Gemilerim, kırmızı bayraklı.
Elifbamın yapraklarında
Kız Kulesi,
Gemilerim.

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us                                                                    Image Hosted by ImageShack.us

 

GEMİ

Bir gemi kalktı az önce
Sessiz ve çaresiz
Arkasına bakmadan gitti
Üzgün ve sevgisiz
Benlki sen vardın
O sessiz gemide
Hani sende sessiz kalırdın ya
Söylediğim her sözde

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

  Image Hosted by ImageShack.us

 

  Image Hosted by ImageShack.us                  Image Hosted by ImageShack.us     

                                  

Image Hosted by ImageShack.us

 

Unutmak mı?
Delisin...
Gitmesemde bekler orada deniz.
Gelirsem, bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine
Delinin denizi gibi
O ne kadar giderse...

Özdemir Asaf

Image Hosted by ImageShack.us

 Image Hosted by ImageShack.us                                  

 On sekiz yaşın nisan günleri
Dünya bir kızın gözlerinden ibaret
Hayat bir tas su içimi
Ne zaman oldu aklımda yoktu
Yağmurlar yağdı hatırladım
Yayıldı içime aşk iklimi

Toprak kokusu bu muydu
Böyle miydi benim insanlarım
Ben hiç yoruldum mu severken
Ah bu uzak ses kimin
Şüpheniz olmasın şimdi bile
Düşüp ardına gidebilirim
Talip Apaydın

       Image Hosted by ImageShack.us                                   Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us 

                             

MİNARE  
Top oynayan arkadaşlarını  
minareden gördüğü  
için acelecidir  
ezan okuyan  
çocuğun sesi  
   

                                                            

Image Hosted by ImageShack.us
 

 

  


Image Hosted by ImageShack.us

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili...

 

Cezmi Ersöz
   
TYPE UR TEXT IN HERE


February 04

ashk

     

Image Hosted by ImageShack.us

Kalbini Bir Issızlığa Emzirirsin

		
		
İncitir tenini Kim olursa olsun sevişmek, İncitir yüzleri olmayan bedenlerin Kimsesiz hazları... Çarmıha gerilmiş ruhlar Döner boşluğun çarkında. Bir elin burada, bu aşksız zamanlarda, Bir elin yorgun kalbinde, Döner bir gün döner diye beklersin, Tenini incitmeden kalbinin kapısını açacak el, Eldeki incetilmiş büyü, sabır, yangın... Beklersin, beklersin... Beklerken, Kalbini bir ıssızlığa, umut dolu bir yokluğa emzirirsin...
 
                                     Image Hosted by ImageShack.us
TESTİ
Dolu bir testiydim ben,
Başaşağı ettiniz beni;
Eh, boşalıverdim derken...
İyi mi ettiniz yani?

Sevgiler vardı içimde
Ezgiler vardı, iyilikler...
Boşaltıverdiniz, hem de
Düşürüp kırmaktan beter.

Hoş, yine bir testiyim ben,
Yine varım ama bomboş.
Ahmet Muhip DRANAS
 
 
Image Hosted by ImageShack.us
 

  Bütün yaz
Kuyunun başında yedik
Akşam yemeklerini

Cevizler iç tuttu
Bademlerin kabukları kurudu
Ayvalara sindi gün ışığı

Yaz geçti
İçeriye aldık
Masayı sandalyeyi

Karıncalar ortalardan çekildi
Kuyunun taşında arılar yok
Boş kova devrik durur şimdi

                                          


  

Image Hosted by ImageShack.us

   

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
 "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
 Demeyeceksin işte.
 Yaşarsın çünkü.
 Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
 Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
 Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden.
 Çok sevmezsen, çok acımazsın.
 Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
 Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
 Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
 Senin değillermiş gibi davranacaksın.
 Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
 Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
 Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
 Paldır küldür yürüyebileceksin.
 İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
 Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
 Gökyüzünü sahipleneceksin,
 Güneşi, ayı, yıldızları...
 Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
 "O benim." diyeceksin.
 Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
 Mesela gökkuşağı senin olacak.
 İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. 
 Mesela turuncuya, yada pembeye.
 Ya da cennete ait olacaksın.
 Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
 Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
 Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
 İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

                                                                                Can YücelText Here

 

 

 

 

 

 

 

 

Hafifçe ısırılmış bir elmanın dilimindeyim
Elmanın kokusundayım
Anısındayım -kimbilir kimin-

Anılarda görünür, düşlerde görünmez insan
Düşlerde görünen anlamlardır
Özelliklerdir bir de belli belirsiz.

Ve
İnsansız anı yoktur. Var mıdır?

Edip Cansever

 

 
 
 
 
 
 

Ada


Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında

Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde milyonlarca

 kuşun havada çığlıklarla daireler çizerek uçtuğunu görür.

 Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan

kuşlardan yorulanlar, okyanusun dev dalgaları arasına

kendilerini atarak intihar etmektedirler! Bu olayı yıllar

boyunca bir çok balıkçı görür, bir çok bilim adamı araştırır.
Kuş bilimciler, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların

 farklı yönlerden gelerek, okyanusta bu noktada

birleştiklerini keşfederler, ancak intihar etmelerinin

 nedenini çözemezler.

Yıllar süren araştırmalar sonucunda bu trajik olayın

yaşandığı yerde bir ada olduğunu; kuşların göç yolu

üzerinde bulunan bu adanın bir deprem sonucunda

okyanusa gömüldüğünü bulurlar. İnsanlarin

yokluğunu bile farketmedikleri ada, kuşlar için,

göç yollarının vazgeçilmez bir durağıdır.
Kuşlar binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini

bilmektedirler ve uzun, yıpratıcı bir yolculuktan

sonra aradıkları adayı bulamayınca, yorgunluktan

bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına

 gömmektedirler.

Peki ya siz...

Sizin hiç bir adanız oldu mu? Yaşamın uzun göç

 yollarında size bir yudum taze soluk verecek,

yolunuza dinç olarak devam etmenizi sağlayacak

bir adanız var mı? Bir gün yerinde bulamazsanız,

 ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın

döndüğü, dengenizi yitirinceye kadar çırpınıp

 kanat çırptığınız bir ada bulabildiniz mi kendinize?

 Sınırsızca herşeyi paylaşabileceğiniz bir dost, yola
birlikte çıkacak kadar güven duyduğunuz

bir arkadaş, size daima huzur ve mutluluk

 verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş

verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi?

Yılbaşında şöyle bir kere daha bir iyi bakın

çevrenize... Size gelen, sizin gittiğiniz, sizi bulan,

sizin bulduğunuz kaç adanız var çevrenizde?
Kaç tane durup nefeslendiğiniz ada

bulmuşsunuz kendinize?

TEXT HERE

 
 
 
 
İYİ DÜŞÜNÜN

Bu yilinizi iyi geçirdiniz mi?
Saglikli oldugunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yil hiç gün isigi ile uyandiniz mi?
Kaç kez günesin dogusunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kisiye hediye aldiniz?
Kaç sabah yolda bir kediyi oksadiniz?
Bu yil yeni dogmus bir bebek parmaginizi sikica tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladiniz mi?
Yaz gecelerinde ne çok yildiz olduguna hiç sasirdiniz mi?
Kendinize bu yil kaç oyuncak aldiniz?
Kaç kez gözlerinizden yas gelinceye kadar güldünüz?
Yasli bir agaca sarildiniz mi bu yil?
Çimlere uzandiginiz oldu mu?
Çocuklugunuzdan kalan bir sarkiyi söylediniz mi hiç?
Hiç suda tas kaydirdiniz mi bu yil?
Kaç kez kuslara yem attiniz?
Bir çiçegi dalindayken kokladiniz mi?
Bu yil kaç kez gökkusagi gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocugun gözlerindeki isigi?
Kaç kez mektup aldiniz bu yil?
Eski bir dostunuzu aradiniz mi hiç?
Kimseyle baristiniz mi bu yil?
Aslinda mutlu oldugunuzu kaç kez farkettiniz bu yil?
Iyi bir yilin, bunlar gibi birçok "küçük seye"e
bagli oldugunu hiç düsündünüz mü bu yil?
Yayilin çimenlerin üzerine..... Acele edin....
Er veya geç... Çimenler yayilacak üzerinize... 

                                                                   
Image Hosted by ImageShack.us 
 
LEYLAKLARINI ANLATIYORUM

Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda

Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak

Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun
 

 
Düz değil düzen değil az değil ezen değil
Boz değil bozan değil
Bir gül biter içimde içimde içimde
Tam bildiğim biçimde biçimde biçimde
Oy gecenin tam üçünde gecenin tam üçünde
Sevda gibi kanımda can verirken elimde
Pençe gibi düşümde uy değil uyku değil
Uy değil uyku değil
Bir gül biter içimde
Gecenin tam üçünde
Can değil canan değil er değil eren değil
Geç değil erken değil
Bir gül biter içimde içimde içimde
Tam bildiğim biçimde
Oy gecenin tam üçünde gecenin tam üçünde
Fikret Kızılok

 

Image Hosted by ImageShack.us

 Tik tak tik tak tik tak.
Adem baba kadar eskidir
aşkın tarifi en az kendisi kadar.
Habil ile kabil iki kardeş değil miydi!
Neydi onları ayıran!

Kimisi derki aşk bilmece,
Kimisi tutku,kimisi ihtiras..
Kimisinin kafası karışık,hala düşünür.

Bana sorarsan aziz dostum
Yüreklerde yaşayan
prens ve prenseslerdir
engin derinliklerde,
gönüllerin mahfuz yerinde
şaşarsın günün birinde,
bir tebessüm,tatlı bakışlar,aşk sözcükleri
içinde bir yerde karşılığını bulur.
Seni sen değilsin yöneten gayri,
O çocuk çıkmıştır açığa.
Artık aşkın saati çalışmaktadır
Kimseye kulak asmadan...
Tik tak tik tak tik tak.

Hakan İnan


Image Hosted by ImageShack.us


November 16

kırmızı

 

Image Hosted by ImageShack.us 

  Deli Kızın Türküsü

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
Elimi uzatsam tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
Anlasan
Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden

 

 

 

 

 

 
 
 Benim de öyle akşamlarım vardır.
Kapıdan girince anama sarıldığım,
Çocuklara karamela ve çekirdek getirdiğim,
Meyhaneye uğramadan çakır keyif,
Düşmanım yok,
Gündeliğim cebimde,
Küfretmeden
Öyle tasasız döndüğüm akşamlar..
Benim de öyle akşamlarım vardır.

Her gece böyle değilim.
Melih cevdet Anday

 

    Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 
     

GÜZEL BİR YAZI


 Cinsel Seçme yaşına gelmeden, babası yaşında adamlarla evlendiriyorlar kızları...
Adı üstünde "reşit değil."
Ehliyet vermiyorsun... Trafiğe sokmuyorsun...
Ama gerdeğe sokuyorsun.
Beşikten sözlü. İlkokulda nişanlı. 30 yaşında torun sahibi olan var.
14'ünde evlen, 15'inde doğur... Doğurduğunu 14'ünde evlendirsinler...
15'inde doğursun. Al sana, 30'unda anneanne.
45'inde nine. Parayı bastırıp... Torunu yaşında kız çocuklarını şehvetle koynuna
alan sapık moruğa, "damat" deniyor bu ülkede.
Sonra diyorlar ki, "Türkiye nasıl olur da, çocuklara karşı cinsel
suçlarda dünya birincisi olur?" Ya nerede olacaktı? Elalemin "suç" saydığı...
Bizde olmuş "örf, adet."
Bu insanlık ayıbıyla mücadele etmeden, çocuklara karşı işlenen cinsel
suçlarla mücadele edemez Türkiye.
Çünkü sorun, adli değil. Ahlaki.
Açın gazeteleri, televizyonları...
İki tane viagra atıp, evini terkeden andropozlular, kahraman.
Kocasını aldatan, kocasını aldattığı adamı da bıyıkları terlememiş
oğlanla aldatan, devrimci. "Yılın annesi" aynı zamanda.
Saçını Mohikan tarzında kestiren ve böğürme performansıyla normalde
"heyete girmesi" gereken bir arkadaşa, "üste para veriyorlar" stüdyoya
girsin diye. Kaynana ev almış, röportaj için. "Şehit anası" ilan etmişti kendini.
İşi psikopata bağlayıp, suratında bardak kırma tarifesi, bin dolar.
Hasta çocuğunun ameliyatı için patrona verme tarifesi, 150 bin dolar. Nakit.
Öğretmen, dansöz olmaya çalışıyor. En çok "esemes" alan, gelin oluyor.
Kulağını kafasına yapıştıran, kıymete bindi, zam yaptılar.
Pantolon indiren transfer patlattı. Pezolar jüri.
Kıç, baş olmuş kardeşim... Baş da kıç.
Sorun, adli değil.                                                                               
Köküne dinamit koyuyorlar milletin.

YILMAZ ÖZDİL-SABAH


 Image Hosted by ImageShack.us

 

Uluslararası davranış biçimleri

Değişik ülkelerden gelmiş insanlar aynı masada birer kadeh şarap ısmarlarlar. Şaraplar gelince bakarlar ki, her birinin kadehinde birer karasinek vardır. Acaba kim nasıl tepki verecek?
İşte bu sorunun cevabı :


İsveçli, aynı kadehte yeni şarap getirilmesini ister.
İngiliz, yeni kadehte yeni şarap getirilmesini ister.
Finlandiyalı, sineği kadehten alır ve şarabı içer.
Rus, şarabı sinekle içer.
Çinli, sineği yer fakat şarabı içmez.
İsrailli, sineği yakalar ve Çinliye satar.
Yunanlı, şarabın üçte ikisini içer ve yeni şarap ister.
Norveçli, sineği yakalar ve yem olarak kullanmak üzere balığa çıkar.
İrlandalı, sineği ezerek şaraba karıştırır ve İngiliz´e ikram eder.
İskoç, farkında olmadan şarabı sinekle içer, sinek boğazına takılınca; ´Allah kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!´ der.
Amerikalı, lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder.
Türkleri masada temsil etmekte olan Temel ise yandaki eczaneden bir sinek ilacı almaya gider.
alıntı

 

  Image Hosted by ImageShack.us

 

  bazı sözler karanlıkta söylenir, diyorum uykularımın birinde
bazı sözler hiçbir zaman, diyorum kendi sesime uyanırken
bazı sözler karanlıkta söylenir
bazı sözler hiçbir zaman
diyorum armaların birinde
öyledir, iki yanı ağaçlı yollar, arasından
geçip gitmektir şiir
ağaçla, yolla, ne tarafa
ve hangi zaman

imgenin şiddetiyle çoğalır anlam
parçalana parçalana

geçtiğimiz yollardan
onca yaprak düşer
birkaç şiir kalır yalnızca
o derin ağaçlardan

kendi sesimize uyandığımız rüyalarda

Murathan Mungan


 

Image Hosted by ImageShack.us  

 

 

 

 

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı


 

 

 

  

Image Hosted by ImageShack.us

BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...
Text Here

 

 

 

 

 

Click for Izmir, Turkey Forecast

 

SAYFAMI   Free Website Counter  KİŞİ ZİYARET ETMİŞ....

 


Free Website

 

Bu sayfada   dakika   saniye misafirim oldunuz .....  

 

yorum yapmak için tıklayın
''ZİYARETÇİ YORUMLARI''

ZİYARETÇİ DEFTERİME YORUM YAZMADAN GİTMEYİN......


 
Photo 1 of 72
  Yorumlarınız için teşekkürler..
  Thanks for your comments...
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
GARIP KULwrote:
                                                                                                  BENİ SON UYKUMA YATIR DA ÖYLE GİT

Gitme dayanmaz bu yürek sensizliğe
Sarsılır depremlerde, en şiddetinden
Saçlarını yolar tek tek yalnız gecelerin
Bileylenir sakin sabırlarım, tarifsiz kahırlarım
Şah'a kalkar sus pus isyanlarım, tutamam
Düşürme yaşları gözlerimden çığlık çığlığa
Gömme bunca seneyi tek kürekle toprağa
Ben hala her anını seninle yaşarım
Kollarım da uyuturum hasretini sen diye
İçimde ki fırtınalar dağlar devirirken
En içli şarkılarla sessiz sakin, öylece
Dilemem sen sensiz kalma, dayanamazsın
Bir bilsen sensiz kalmanın o derin acısını
Bilirdin batırdığın hançerin sancısını
Seni benden alamazsın, alma yar
Biliyorum hala biryerlerinde insafın var
Duymuyorsan bu feryatları, sesim kısılır
Sessiz soluksuz, gönderirim sevdiceğim
Gitmek istersen git sevgilim , git
Hakkım yok tutmaya anladım, git
Ardına bakmadan git
Başka aşk"a hasretsen git, sevileceksen git
Git mutlu olacaksan, beni aramıyacaksan
Git, beni hiç sevmediysen yılları sildiysen
Seni nasıl sevdiğimi yüreğine yazamadıysan, git
Son dileğim var, son sözlerim olsun birtanem
Beni benden alıp, sensizliğini bende bırakıp gitme
Bilirsin nefesin olmadan, elini tutmadan uyuyamam
Beni son uykuma yatır da öyle git...
 

Sept. 27
 
 
 
sevdiklerimiz ateşimiz değil, gönlümüze neşe ve gözümüze ferahlık(güzellik) olsun !
kör körün arkasından giderse soluğu hendekte alır.(incil)
güzel bir pazar mutlu yarınlar dilerim.
selam ve sevgiler.allaha emanet ol.
 teşekkür ederim flozof arkadaş
Sept. 27
Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu
bütün gece Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
Gelmeyince Seni aramayınca.Ölesiye ağladın mı
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı
Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı
Issız parklarda, tenha sokaklarda
Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düşüp
Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten Günler geceler boyunca
yürümekten Elin ayağın yoruldu mu
Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip
Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını Duvarlara vurup
parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü
Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir kuş gibi Darılma
Unutma ki Her seven isimsiz bir kahramandır
Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır
Sept. 26
MELEKLER BIR GUN KIYMETINI ANLASILSIN DIYE; MUTLULUGU INSAN OGLUNUN KOLAY KOLAY BULAMAYACAĞI BİR YERE (ZOR DA OLSA) SAKLAYALIM"DEMİŞLER. BİR MELEĞİN,BİRAZDA ÇEKİNEREK YAPTIĞI ONERI SONUCU : "MUTLULUĞU,İNSANOĞLUNUN İÇİNE SAKLAYALIM..." DIYE KARAR VERMISLER. ÖNERİYİ YAPAN MELEK,GEREKÇESİNİDE SÖYLEMİŞ: "ÇÜNKÜ MUTLULUĞUARAYAN HİÇ KİMSENİNAKLINA İÇİNE BAKMAK VE ONU KENDİ İÇİNDE ARAMAK GELMEZ." MUTLULUĞU ARAMAK İÇİN GÖZLERİNİZİ KENDI İÇİNİZE ÇEVİRİN VE İÇİNİZE BAKIN. MUTLULUĞU BULABİLECEĞİNİZ TEK YER ORASIDIR ÇÜNKÜ....
hayırlı ğünler
Sept. 26

Hangi zaman araLığında gördün düşLeri ve ne zaman yangınLarın kızıLLığında ışıLdadı yüreğin, ne zaman kırıLdı düşLerindeki geLecek hayaLLerin ve ne zaman uyandın hiç uyumadığın Lacivert geceLerde. Sor kendine, ne zaman öğrendin acıLarLa boğuşmayı, bak yüzündeki çizgiLerine? Kim vermeden hesabını sorar sana yaşamın, neden imtihanLardan kaLkmaz başın? Bir ana rahminden doğuşunLa başLar hayat savaşın. Kimse biLmez, ne geLir ne geçer gözLerindeki perdeLerden, hangi mavi sabahLara kapattın kapıLarını sen. Veda etmeye biLe fırsat vermeden aLır sevdikLerini doymaz, ardından sevdaLarını da söker aLır, bir kere biLe sormaz. Ne zaLimdir öğretmeden imtihan eden, zorba hayatın öğretmenindeki güç ne azametLidir, daha iLk harfi öğretmeden, anLamazsın zamanın nasıL geçtiğini, ders aLmadan giriLen imtihanLarda daha baştan sıfır çekersin sen. Hayat yazıLmayan bir kitaptır her beden için, merdiven diye verdikLeri noksan basamakLı çürük günahLardır. Kaderini yazmak kimin eLinde ki doğmadan? Hayat öyLe bir öğretmendir ki; sınava sokar durmadan. GeceLer… KızıL geceLerin karanLığında sınıfta kaLırız kendimize sordukLarımızLa. HesapLar denk düşmez hasret duvarLarına yazdıkLarında görmeden biLmeden düşersin kuytu karanLık dar sokakLarın ışıksız kaLdırımLarında. Kanayan dizLerini aydınLatacak kadardır ancak uzaktan sızan cıLız ışık, yaranı göremeden söner kayboLur, bekLemez tımarını yaranın, kör karanLıkta görebiLirsen gör artık. Canın yanar her kırık notta susarsın, söyLenecek sözün yoktur ki, Günah sende değiLdir üzüLme artık.Kabahatin büyüğü doğmadan tayin ediLen öğretmenindir durmadan usanmadan eLinde bir yağLı kayış düşünmeden vurur, gözü kapaLı sesine de kuLakLarını hiç açmamıştır.

ZaLim… ZaLimdir hayat okuLu…

Acımasız. Acımasızdır bu sınav saLonu…

Zordur. Zordur soruLar cevabı biLinmeyen…

Hayat öyLe bir öğretmendir ki; ders vermeden imtihan eden…

Ne kâğıt verir, ne kaLem hiçbir yanıtı doğru kabuL etmeyen…

Ve zorba anıLar, içine yenisini durmadan dinLenmeden ekLettiren…

Vermeden dersi, imtihana sokma yüreğimi hocam!

ÇektikLerimLe… Yüreğim yüreğine ders verir!

KALIN SAĞLICAKLA...

Sept. 25
AsŁıηdα tαηıмαyαη yøĸtur beηi. Yøø yø sαĸıη öyŁe мedyαtiĸ biri fαŁαη sαηмαyıη. Hiç reĸŁαмıм fαŁαηdα yøĸ. αмα çøĸ yαĸıηdαη tαηırsıηız eмiηiм. Gαyet мütevαzi bir hαyαtıм vαr. ĸeηdi hαŁiηde sesiz sedαsız bir yαşαм. Tαηıtмαsαмdα tαηırsıηz αмα herĸes fαrĸŁı fαrĸŁı αηŁαtır beηi, Bαzeη iĸi ĸişi αrαsıηdαyıм, ĸiмi zαмαηsα мiŁyøηŁαrα ĸαrışırıм. Bir αrα bαĸαrsıηız teĸ bαşıмα bir ĸuytuyα çeĸiŁмişiм öyŁece beĸŁeriм biri beηi buŁsuη ørtαyα çıĸαrsıη diye. Bαzeη çøĸ ĸutsαŁıм αηŁαtмαĸ içiη ĸeŁiмe buŁαмαzsıηız, bir bαşĸα zαмαηsα ø ĸαdαr bαsit ĸi iĸi ĸeŁiмe yeter beηi αηŁαtмαyα. Biri bir søŁuĸtα bitirir işiмi, bir diğeri güηŁer geceŁer bøyu αηŁαtır αηŁαtır. SαyfαŁαr ĸitαpŁαr tüĸetir αмα yiηede yeteriηce αηŁαtαмαz beηi. Bir şαrĸı øŁuruм ηøtα ηøtα yαdα bir şiir мısrα мısrα. ĸiмiŁeriηe göre ηαĸış øŁur døĸuηuruм iŁмeŁ iŁмeŁ. Bir bαşĸαsı içiηse vαrĸeη yøĸ øŁuruм. αsŁıηdα iηĸαr edeмez vαrŁığıмı αмα øηuη içiη yøĸuмdur. Hαyαtıη ĸαrgαşαsı içiηde erir ĸαybøŁuruм. Bir teĸ söz yαdα bir çift göz yeter αsŁıηdα beηi αηŁαtмαyα. Hαttα bαzeη buηŁαr biŁe øŁмαsα yiηede ĸeşfedersiη beηi. Çüηĸü ø ĸαdαr gerçeğiм ĸi "yøĸ" diyeмezsiη bαηα, bir ø ĸαdαr dα hαyαŁiм αмα døĸuηαмαzsıη bαηα Hαyαtıη αηŁαмıyıм αsŁıηdα "øŁмαzsα øŁмαzıyıм" yαşαмıη. Beηiм yøĸŁuğuмdα seηde yøĸsuη αsŁıηdα. Şiмdi biri çıĸıp "hαdi cαηıм ø ĸαdαr dα değiŁ"diyeceĸ αмα. Buηdαη öteye geçeмez sözü. Çüηĸü ø dα biŁiyør beηiм vαrŁığıм ø'ηuη vαrŁığı, beηiм yøĸŁuğuмsα ø'ηuη hiçŁiği deмeĸ... Yαşαyαмαz ĸiмse beηi. Høş yαşαsαdα hαyαttαη zevĸ αŁαмαz. Çüηĸü beη vαzgeçiŁмeziм Beηiм gittiğiм yere sαygı αrdıмdαη geŁir. ĸiη, ηefret, ĸαvgα gürüŁtü ørαyı terĸ eder. Beηiм terĸ ettiğiм yerse yαşαηмαz øŁur αdetα ceheηηeмe döηer. αsŁıηdα bir bebeğiη αvucuηα sığαcαĸ ĸαdαr ĸüçüğüм, αмα bαzeηde dαr geŁir evreη bαηα. İşiηize, αşıηızα eşiηize døstuηuzα ĸαrışırıм. Siz beη øŁursuηuz beη siz... ĸαyηαşırıм. Her biriηe yetмeĸ içiη böŁüηür pαrçαŁαηırıм. αмα hiç şiĸαyet etмeм çüηĸü beη pαyŁαşıŁdıĸçα çøğαŁırıм. Bir bαĸαrsıηız çøĸ мαsuм ıŁıĸ ıŁıĸ eseriм, ertesi güη bαĸмışsıη ĸαsırgα gibi her yeri yer iŁe yeĸsαη ederiм Güηeş øŁur døğαrıм,yαğмur øŁur yαğαrıм sαğηαĸ sαğηαĸ... Türĸü øŁur söyŁeηir αğıt øŁur αğŁαηırıм bir göηüŁdeη diğeriηe ĸör düğüм gibi bαğŁαηırıм. Bir bαĸмışsıηız her yerdeyiм. Điğer güηse hiç bir yerde. αsŁıηdα hep vαrıм αмα buŁuηмαyı beĸŁeriм sαĸŁαмbαç øyηαyαη bir çøcuĸ gibi Bir ĸuşα, cαηsız bir tαşα, reηgαreηĸ bir çiçeğe şırıŁ şırıŁ αĸαη bir dereye ĸαrışırıм. Bαzeη de göğe yüĸseŁir Eη Yüce'ye uŁαşırıм. Her ηeye yαdα ĸiмe øŁursα øŁsuη yαηıηdα beη vαrsαм seη uŁαşαbiŁirsiη ø'ηα, beη yøĸsαм eğer seη bir hiçsiη. BiŁdiηiz değiŁ мi beη ĸiмiм? Eee hαdi ø zαмαη ηe duruyørsuη söyŁeseηe beη ĸiмiм? Siz zeĸi bir iηsαηsıηız Eмiηiм αηŁαdıηız ĸiм øŁduğuмu Veee şu αηdα yüzüηüzde bir tebessüм GözŁeriηizde bir pαrıŁtı vαr İηĸαr edeмezsiηiz beηiм vαrŁığıмı Yαşαмıη vαzgeçiŁмeziyiм deмiştiм size İηsαηıη yαşαdığı her yerde мutŁαĸ øŁαη bir şeyiм
Sept. 25

 

  
 
BEN BİR EYLÜL- SEN HAZİRAN
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgâr
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle,Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun..
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğunyemişlerin ağırlığındandallarım yeredeğiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım onuncu aylara
Ben bir eylül, Sen haziran
    
Sept. 14
ali sönmezwrote:
Günaydın arkadaşım...
 
 
Oct. 22
Hikmetwrote:
Merhabalar...
Spaces arkadaşlarımı ziyaret edeyim dedim ama...
of of şu yaşlılık da olmasa... neyse,
Esenlikler dilerim...saygılar...
 
 
Oct. 8
Önderwrote:

Uzun geçen bir gecenin ardından bulutrlar hükmünü koydu aydınlığa. Galiba sonbahar ağırlığını gösterdi şehrimde. Erciyes artık bir başka hüzün bakıyor. Semaha kalkıyor her gece yıldızlar. Sevdaseli, duyguseli yoğunluğunda en güzel akşamlar senin olsun. Güzel bir hafta sonu geçirmen dileğiyle sevgiyle kal. Mutlu günler.

Aug. 3